Muhasebe Haberleri
Tasfiye Halindeki Şirketlerde Şüpheli Alacakların Değersiz Hale Gelmesi
Giriş
Ticari faaliyetlerde zaman zaman tahsil edilemeyen alacaklar, işletme bilançolarında şüpheli ticari alacak olarak izlenir. Ancak alacağın uzun süre tahsil edilememesi ve fiilen tahsil kabiliyetini kaybetmesi halinde, bu alacakların değersiz alacak olarak zarar kaydedilmesi gündeme gelir.Bu yazıda, özellikle tasfiye sürecinde olan şirketlerdeki şüpheli alacakların değersiz hale dönüşmesi, vergi mevzuatı açısından uygulanacak esaslar ve gider kaydı şartları ele alınmaktadır.
1. Şüpheli Alacak ve Değersiz Alacak Arasındaki Fark
Şüpheli alacak, tahsilinde belirsizlik bulunan ancak tahsil olasılığı tamamen ortadan kalkmamış alacaklardır.Değersiz alacak ise, tahsilinin imkânsız hale geldiği, mahkeme kararı veya kanaat verici belgelerle kesinleşmiş alacaktır.
Şüpheli alacaklar için karşılık ayrılabilirken, değersiz alacaklar doğrudan zarar olarak kaydedilir.
2. Mevzuattaki Temel Hükümler
Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK) Madde 6:Kurum kazancı, ticari kazanç esasına göre belirlenir. Ticari kazanç hesaplanırken Gelir Vergisi Kanunu’nun ticari kazanç hükümleri uygulanır.
Vergi Usul Kanunu (VUK) Madde 322:
-Kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkân kalmayan alacaklar değersiz alacaktır.
Bu hükme göre, değersiz alacak sayılabilmesi için iki koşuldan birinin gerçekleşmesi gerekir:
Kazai hüküm: Mahkeme kararıyla tahsilin imkânsız hale geldiğinin tespiti.
Kanaat verici vesika: Alacağın tahsilinin fiilen mümkün olmadığını belgeleyen resmi nitelikte kanıtlar.
3. Değersiz Alacak Sayılabilecek Durumlar
VUK’un 322. maddesi kapsamında kanaat verici vesika sayılan bazı durumlar şunlardır:
Borçlunun hiçbir mal varlığı bırakmadan ölmesi ve mirasçıların mirası reddetmesi,
Borçlu hakkında açılan davanın reddedilmesi ve alacağın yargı kararıyla düşmesi,
İcra dosyasının borçlunun adresinin bulunamaması nedeniyle kaldırılması,
Borçlunun dolandırıcılıktan mahkûm olması ve mal varlığı bulunmadığının belgelenmesi,
Konkordato anlaşması ile alacaktan vazgeçilmesi,
Ticaret mahkemesince verilen iflas kararına ilişkin belgeler.
Bu belgeler, alacağın tahsilinin imkânsız hale geldiğini kanıtlayan objektif ve inandırıcı delillerdir.
4. Tasfiye Halindeki Şirketlerde Durum
Tasfiye halindeki şirketlerde, geçmiş yıllardan kalan tahsil edilemeyen alacaklar genellikle şüpheli alacak karşılığı ayrılarak izlenmektedir. Ancak tasfiye sürecinde şirketin faaliyetleri sona erdiği için bu alacakların nihai durumunun netleştirilmesi gerekir.
Şirket tasfiyeye girmeden önceki dönemlere ait alacakların, tasfiye sırasında değersiz hale geldiği iddia ediliyorsa, bunu destekleyen mahkeme kararı veya belge bulunmalıdır.
Eğer böyle bir belge veya hüküm yoksa, tasfiye esnasında bu alacakların değersiz alacak olarak gider yazılması mümkün değildir.
5. Olayın Özeti ve GİB Görüşü
İlgili özelgede;
Şirketin 2002 yılındaki ticari faaliyetleri kapsamında tahsil edilemeyen alacaklar için şüpheli alacak karşılığı ayrıldığı,
Bu alacakların çek, senet ve faturalara dayandığı ancak tahsilat yapılamadığı,
İcra takiplerinin ve cezai süreçlerin sonuçsuz kaldığı,
2016 yılında şirketin tasfiye sürecine girdiği,
Mahkeme tarafından sanık hakkında zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verildiği,belirtilmiştir.
Ancak Gelir İdaresi Başkanlığı, bu durumda alacağın değersiz hale geldiğine dair kazai bir hüküm veya kanaat verici vesika bulunmadığına hükmetmiştir.
Bu nedenle, söz konusu alacakların değersiz alacak olarak zarar yazılması uygun görülmemiştir.
6. Değersiz Alacakların Dönemsel Kaydı
Vergi Usul Kanunu’na göre, alacak değersiz hale geldiğinde bu durumun gerçekleştiği yılda zarar kaydı yapılmalıdır.Değersiz hale geldiği yılda kayıt yapılmamışsa, sonraki yıllarda gider olarak dikkate alınması mümkün değildir.
7. Uygulamada Dikkat Edilmesi Gerekenler
Şüpheli alacak karşılığı ayrılmış olsa bile, değersiz hale gelme için ayrıca belge gerekir.
Mahkeme kararı, icra yazısı veya resmi tespit olmadan kanaat verici belge oluşmaz.
Tasfiye döneminde bu tür alacaklar doğrudan kâr/zarar hesabı üzerinden kapatılmalıdır.
Değersiz alacak kaydı, sadece ilgili yılın muhasebe kayıtlarında yer alabilir.
Sonuç
Bir alacağın değersiz alacak olarak kabul edilebilmesi için kesin ve belgeli bir tahsil imkânsızlığı bulunmalıdır.Sadece uzun süre tahsil edilememesi veya icra süreçlerinin sonuçsuz kalması yeterli değildir.Tasfiye halindeki şirketlerde de aynı esas geçerlidir: belge veya mahkeme kararı olmadan şüpheli alacaklar değersiz alacak olarak zarar yazılamaz.
Özelgedeki somut olayla ilgili 10 Soru – 10 Cevap
SoruCevapŞüpheli alacak nedir?Tahsilinde belirsizlik olan ancak tamamen imkânsız olmayan ticari alacaklardır.Değersiz alacak nedir?Tahsiline artık imkân kalmayan, mahkeme kararı veya belge ile kesinleşmiş alacaklardır.Değersiz alacak nasıl belgeyle ispat edilir?Mahkeme kararı veya icra dosyası gibi kanaat verici belgelerle.Tasfiye halindeki şirketin şüpheli alacağı gider yazılabilir mi?Belgelendirilmediği sürece değersiz alacak sayılmaz, gider yazılamaz.Kanaat verici belge nedir?Alacağın tahsilinin imkânsızlığını gösteren resmi belge (icra yazısı, iflas kararı vb.).Alacak ne zaman değersiz sayılır?Tahsiline fiilen ve hukuken imkân kalmadığı anda.Değersiz alacak hangi yılda zarar yazılır?Alacağın değersiz hale geldiği yılda.Zamanaşımı alacağı değersiz yapar mı?Hayır, zamanaşımı tek başına değersiz alacak sayılmaz.Tasfiye sürecinde şüpheli alacaklar ne yapılmalı?Belgeye dayalı değersiz alacak haline getirilmediyse kapatılmamalıdır.Değersiz alacak kaydı yapılmazsa ne olur?Sonraki yıllarda gider olarak dikkate alınamaz.
ÖRNEK ÖZELG
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı
Gelir Kanunları Usul Grup Müdürlüğü
Sayı:27575268-105[322-2017-125]-E.41654125.10.2018Konu:Tasfiye halindeki şirkete ait şüpheli ticari alacakların durumu
İlgi (a)’da kayıtlı özelge talep formunda;
– …, 2002 yılındaki ticari faaliyetleriniz kapsamında tahsil edemediğiniz alacaklarınız için ayırdığınız … TL tutarındaki şüpheli ticari alacaklar karşılığı ile ilgili olarak çek, senet ve fatura icra takiplerinin … İcra Dairesi Müdürlüğü nezdinde devam ettiği, ancak söz konusu takiplerle ilgili olarak bugüne kadar hiçbir tahsilat yapılamadığı,
– Şirketinizin 2016 yılında yapılan olağan genel kurulunda tasfiye kararı alındığı, tasfiye kararının alınmasından sonra avukatınız aracılığıyla icradaki dosyalarla ilgili yeniden girişimde bulunulduğu, ancak sonuç alınamadığı
belirtilerek, şirketin tasfiyesini gerçekleştirebilmek için bahse konu şüpheli ticari alacaklar karşılığı hesabının ne şekilde kapatılacağı ile alacaklardan vazgeçilmesi hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmiş, ilgi (b)’de kayıtlı özelge ile de Başkanlığımız görüşü tarafınıza bildirilmişti.
Bu defa, ilgi (c)’de kayıtlı özelge talep formu ve eklerinden; 2002 yılında elektrik motorları ve malzemeleri satışı faaliyetiniz kapsamında alınan bir kısım çeklerin hayali şirket adına ciro edildiği ve çeklerin sahte kimlikle bankaları dolandırmak suretiyle elde edildiğinin anlaşılması üzerine, … Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğu ve … Ağır Ceza Mahkemesi 2012/135 sayılı dosyasında suça konu çekleri firmanıza teslim eden kişi hakkında dava açıldığı, adı geçen Mahkemece K. No: 2012/186 ve E. No: 2012/11616 sayılı kararla, sanığın üzerine atılı suçun zamanaşımına uğramış olması nedeniyle düşmesine karar verildiği, söz konusu çeklerle ilgili icra takibi başlatılmakla birlikte çeklerin sahte olmaları nedeni ile sonuç elde edilemediğinden, daha önce şüpheli ticari alacaklar karşılığı hesabına aktarılan … TL’nin tahsil kabiliyetinin olmadığının anlaşılması nedeniyle değersiz alacak olarak kabul edilip edilemeyeceği hususunda konunun yeniden değerlendirilmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safî kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinde, bilanço esasına göre ticari kazancın teşebbüsteki özsermayenin hesap dönemi sonundaki ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu; bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı, ticari kazancın bu şekilde tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulacağı; 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (7) numaralı bendinde, Vergi Usul Kanununa göre ayrılan amortismanların gider olarak indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 322 nci maddesinde, “Kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkân kalmayan alacaklar değersiz alacaktır.
Değersiz alacaklar, bu mahiyete girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybederler ve mukayyet kıymetleriyle zarara geçirilerek yok edilirler.
İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin bu madde hükmüne giren değersiz alacakları, gider kaydedilmek suretiyle yok edilirler.” hükümleri yer almaktadır.
Bu bağlamda, bir alacağın değersiz alacak olarak değerlendirilebilmesi için kazai bir hükme veya kanaat verici bir belgeye göre tahsiline imkan kalmadığının ispatı gerekmekte olup, bahse konu madde uygulamasında esas itibariyle, kaybedilmiş, tahsiline artık imkan kalmamış, değeri sıfıra inmiş alacaklar değersiz alacaklar kapsamında değerlendirilmektedir. Alacağın tahsil güçlüğünün objektif ve inandırıcı belgelerle ortaya konması, değersiz alacak uygulaması bakımından önem taşıdığından, Kanun koyucu tarafından, değersiz hale geldiği ileri sürülen alacağın ciddi olarak takip edildiğine ilişkin çabaların kazai bir hüküm veya kanaat verici bir vesika ile tevsiki öngörülmüştür. Kazai bir hükümden anlaşılması gereken, alacağın tahsili için kanun yollarına başvurulmuş olması, icra takibinin yapılmış bulunması, bu müracaatlar ve takipler sonunda, alacağın ödenmeyeceğine hakim tarafından hükmedilmiş olmasıdır. Kanaat verici vesika teriminden ise ödemeyi imkansız hale getirmiş hal ve sebepler sonucu ortaya çıkmış belgelerin anlaşılması gerekmekte olup, vergi hukuku uygulaması bakımından kanaat verici vesikalara;
– Borçlunun herhangi bir mal varlığı bırakmadan ölümü veya Türk Medeni Kanununun 32 nci ve izleyen maddelerine göre mahkemelerce borçlu hakkında verilen gaiplik kararı ve mirasçıların da mirası reddettiklerine dair sulh hukuk mahkemelerince verilmiş bulunan mirası red kararı,
– Borçlu aleyhine alacaklı tarafından açılan davayı borçlunun kazandığına dair mahkeme kararı,
– Mahkeme huzurunda alacaktan vazgeçildiğine ilişkin olarak düzenlenmiş belgeler,
– Alacaktan vazgeçildiğine dair konkordato anlaşması,
– Borçlunun dolandırıcılıktan mahkum olması ve herhangi bir mal varlığı bulunmadığını belgeleyen resmi evrak,
– Borçlunun adresinin saptanamaması nedeniyle icra takibat dosyasının kaldırıldığını ve yasal süresi içerisinde yenileme talebinde de bulunulmadığını gösteren icra memurluğu yazısı,
– Gerek doğuşu gerekse vazgeçilmesi bakımından belli ve inandırıcı sebepleri olmak şartıyla alacaktan vazgeçildiğini gösteren anlaşmalar (Alacaklının tek taraflı irade beyanı ile alınmasından vazgeçilen alacakların, değersiz alacak olarak zarar kaydı mümkün değildir.),
– Ticaret mahkemesince borçlu hakkında verilmiş ve ilgili masa tarafından tasfiyeye tabi tutulmuş bulunan iflas kararına ilişkin belgeler
örnek olarak sayılabilir.
Bunun yanı sıra, mezkûr madde uygulamasında, alacağın değersiz hale geldiği yıl hesaplara zarar olarak yazılması gerekmekte olup, ilgili olduğu yılda zarar yazılmayan alacağın sonraki yıllarda dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır. Dolayısıyla, söz konusu alacakların değersiz alacak olarak dikkate alınabilmesi ve gider olarak kayıtlara intikal ettirilebilmesi için, bu alacakların değersiz olduğuna ilişkin kanaat verici belgelerin veya mahkeme kararının ilgili olduğu yıl hesaplara alınması gerekmektedir. Aksi halde bu alacağın değersiz alacak olarak hesaplara intikal ettirilmesi ve gider olarak kayıtlara alınmasına imkan bulunmamaktadır.
Bu itibarla, 2002 yılındaki bir alacağa ilişkin olarak aynı yıldan bu yana yaptığınız takibin neticesinde alacağın değersiz hale geldiğine yönelik herhangi bir kazai hüküm veya kanaat verici vesika mevcut bulunmadığından bu alacağın değersiz alacak olarak kabul edilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.
ÖNERİLEN DİĞER İÇERİKLER
Geçmiş yıllarda satılan ama faturası sehven düzenlenmeyen aracı faturası sonradan düzenlenebilir mi?
Kaynak: GİB Özelge
Yasal Uyarı: Bu içerikte yer alan bilgi, görsel, tablolar, açıklama, yorum, analiz ve bir bütün olarak içeriğin tamamı sadece genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Kişi veya kuruma özel profesyonel bir bilgilendirme ve yönlendirmede bulunma amacı güdülmemiştir. Konu ile benzerlik gösterse de her işletmenin kendi özel şartları nedeniyle farklı durumları olabilir. Bu nedenle, bu yazıda belirtilen içerikte yola çıkarak işletmenizi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamaya geçmeden önce, uzmanına danışmanız menfaatiniz gereğidir. Muhasebenews veya ilişkili olduğu kişi veya kurumlardan hiç biri, bu belgede yer alan bilgi, tablo, görsel, görüş ve diğer türdeki tüm içeriklerin özel veya resmi, gerçek veya tüzel kişi, kurum ve organizasyonlar tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir.
