Duyurular
Şirket Faaliyetlerine Yeni İş Kolları Eklenmesi Halinde Ticaret Siciline Tescil Zorunluluğu Var mı?
Giriş
Şirketlerin zaman içinde faaliyet alanlarını genişletmeleri ticari hayatın olağan bir sonucudur. Ancak mevcut faaliyet konularına ek olarak yeni bir iş koluna girilmesi halinde, bu durumun ticaret siciline tescil edilip edilmeyeceği, ana sözleşmede değişiklik yapılıp yapılmayacağı ve vergi dairesine bildirim gerekip gerekmediği uygulamada sıkça tereddüt doğurmaktadır.
Bu yazıda, Gelir İdaresi Başkanlığı Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından 19.07.2013 tarihinde verilen özelge esas alınarak, konu yalnızca özelgede yer alan somut olay çerçevesinde ele alınmaktadır.
Örnek
XYZ Makine Sanayi Limited Şirketi, uzun süredir ticaret siciline kayıtlı olarak faaliyet göstermektedir. Şirketin ana sözleşmesinde yer alan amaç ve konu maddesi değiştirilmeksizin;
poliüretan elek,
çelik elek,
aşınma nakil elemanları,
makine parçaları
üretim ve ticaretini de mevcut faaliyetlerine eklemek istemektedir.
Şirket yönetimi, bu yeni faaliyetler için ticaret unvanında değişiklik yapılmadan, ana sözleşmede tadil olmadan ve ticaret siciline tescil işlemi gerçekleştirilmeden faaliyete başlanıp başlanamayacağı konusunda tereddüde düşmüş ve idareden görüş talep etmiştir.
Vergi Usul Kanunu Açısından Değerlendirme
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 159’uncu maddesine göre, aynı teşebbüs veya işletmeye dahil iş yerlerinin sayısında meydana gelen artış ve azalışların vergi dairesine bildirilmesi zorunludur. Aynı Kanunun 168’inci maddesi uyarınca ise, bu tür değişiklikler olayın meydana geldiği tarihten itibaren bir ay içinde bildirilmelidir.
Buna ek olarak, Vergi Daireleri İşlem Yönergesinde, mükellefin faaliyet alanında (meslek kodu dahil) meydana gelen değişikliklerin, vergi kimlik numarasını etkilememekle birlikte merkez kayıtlarına işlenmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla, şirketin fiilen yürüttüğü faaliyetlerin değişmesi veya genişlemesi halinde, bu durumun vergi dairesine bildirilmesi zorunludur.
Türk Ticaret Kanunu Yönünden Yapılan Değerlendirme
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 589’uncu maddesi uyarınca, limited şirketlerde şirket sözleşmesinde yapılan her değişiklik tescil ve ilan edilmek zorundadır. Bu hüküm, ana sözleşmede yer alan amaç ve konu maddesinde yapılacak değişiklikleri de kapsamaktadır.
Ancak 6103 sayılı Kanunla getirilen düzenleme ile, eski Türk Ticaret Kanununda yer alan ve şirketin hak ehliyetini ana sözleşmede yazılı işletme konusu ile sınırlayan hükümler, 01.07.2012 tarihinden itibaren yazılmamış sayılmıştır. Bu durum, şirketlerin hukuki ehliyetinin daha geniş yorumlanmasına imkân tanımaktadır.
Özelge Kapsamında Sonuç ve İdarenin Yaklaşımı
İdare tarafından yapılan değerlendirmede;
Ana sözleşmede fiilen bir değişiklik yapılması halinde, bu değişikliğin ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi gerektiği,
Faaliyet alanında meydana gelen değişikliklerin ayrıca vergi dairesine bildirilmesinin zorunlu olduğu,
Ancak, 6103 sayılı Kanun ile şirketlerin hak ehliyetine ilişkin düzenlemeler dikkate alındığında, konunun uygulama boyutunun Sanayi ve Ticaret Bakanlığı görüşü alınarak netleştirilmesi gerektiği
ifade edilmiştir.
Dolayısıyla, şirket sözleşmesinde değişiklik yapılmadan yeni bir faaliyetin yürütülüp yürütülemeyeceği hususu, yalnızca vergi mevzuatıyla değil, ticaret hukuku uygulamalarıyla birlikte değerlendirilmelidir.
Genel Değerlendirme
Şirketlerin faaliyet alanlarını genişletmeleri mümkündür. Ancak fiilen yürütülen faaliyetlerin;
vergi dairesi kayıtlarında güncellenmesi,
ana sözleşmede değişiklik gerektirip gerektirmediğinin değerlendirilmesi,
gerekiyorsa ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi
uygulamada risk oluşturmamak adına büyük önem taşımaktadır. Aksi halde, ilerleyen dönemlerde idari yaptırımlar ve hukuki ihtilaflarla karşılaşılması mümkündür.
İçerik İle İlgili Soru – Cevap Tablosu
Soru?CevapŞirket faaliyet konusuna yeni iş kolu eklenebilir mi?Evet, ancak hukuki ve vergisel bildirimler yapılmalıdır.Yeni faaliyet için ticaret siciline tescil şart mı?Ana sözleşme değişiyorsa tescil zorunludur.Ana sözleşme değişmeden faaliyete başlanabilir mi?Uygulama bakımından tereddütlüdür, değerlendirme gerekir.Vergi dairesine bildirim yapılmalı mı?Evet, faaliyet alanı değişikliği bildirilmelidir.Meslek kodu değişikliği önemli midir?Evet, vergi kayıtlarında güncellenmelidir.Ticaret unvanı değişmeden yeni faaliyet yapılabilir mi?Unvan değişikliği şart değildir.Türk Ticaret Kanunu hangi maddeyi esas alır?6102 sayılı Kanun’un 589’uncu maddesi.6103 sayılı Kanun neden önemlidir?Şirketlerin hak ehliyetini genişletmiştir.Faaliyet değişikliği ceza doğurur mu?Bildirim yapılmazsa idari yaptırımlar olabilir.Hangi kurumdan görüş alınması önerilmiştir?Sanayi ve Ticaret Bakanlığı.
ÖRNEK ÖZELGE
T.C.GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞIANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI(Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü) Sayı:27575268-105[156-2012-9334]-76519/07/2013Konu:Şirket faaliyetine ek olarak yapılacak faaliyet konularının ticaret siciline tescil ettirilip ettirilmeyeceği hk.
İlgi özelge talep formunuzda, …. Vergi Dairesi Müdürlüğünün ….. vergi numaralı mükellefi olarak şirketinizin ticaret siciline kayıtlı olduğu, ancak şirketiniz faaliyetlerine ek olarak poliüretan ve çelik elek, aşınma nakil elemanları ve makine parçaları faaliyetinde bulunmak istediğiniz belirtilerek, bu faaliyetleri gerçekleştirmek için ticaret unvanında değişiklik amaç ve konu maddesinde tadil olmadan ticaret siciline tescil işlemi yapılmaksızın gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmiştir.
Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 159’uncu maddesinde; “Aynı teşebbüs veya işletmeye dâhil bulunan iş yerlerinin sayısında vukua gelen artış veya azalışları mükellefleri vergi dairesine bildirmeye mecburdurlar” hükme yer almakta olup, aynı Kanunun 168’inci maddesinde de, değişiklik bildirimlerinin bildirilecek olayın vukuu tarihinden başlayarak bir ay içinde yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan, Vergi Daireleri İşlem Yönergesinin “Değişiklik Bildiriminde aranılacak Hususlar ve Yapılacak İşlemler” başlıklı 12’inci maddesinde; mükellefe ilişkin bilgilerdeki değişiklikler hiçbir şekilde vergi kimlik numarasını etkilemeyeceği, ancak bu bilgilerde meydana gelen bütün değişikliklerin mutlaka merkez kayıtlarına aktarılması gerektiği, aynı maddenin “”Diğer Bilgiler” Bölümünde Meydana Gelen Değişiklikler Üzerine Yapılacak İşlemler” başlıklı 4’üncü bendinde de; mükellefin faaliyet alanlarında (meslek kodu), vergi sorumlusu, hukuki durum gibi bilgilerinde meydana gelen değişikliklere ilişkin bildirimin alınması üzerine ilgili sicil formlarının doldurularak bilgi girişinin yapılacağı belirtilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 589’uncu maddesinde; “(1) Aksi şirket sözleşmesinde öngörülmediği takdirde, şirket sözleşmesi, esas sermayenin üçte ikisini temsil eden ortakların kararıyla değiştirilebilir. 621 inci madde hükmü saklıdır.
(2) Şirket sözleşmesinde yapılan her değişiklik tescil ve ilan edilir.” hükmü yer almaktadır.
Ayrıca, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulanma Şekli Hakkında Kanunun 3’üncü bölümünün “Ticaret Şirketlerine İlişkin Genel Hükümler” başlıklı 15’inci maddesinde, “ (1) Şirket sözleşmelerinde veya esas sözleşmelerinde 6762 sayılı Kanunun 137 nci maddesine uygun olarak, şirketin hak ehliyetinin şirket sözleşmesinde veya esas sözleşmesinde yazılı işletme konusu ile sınırlı olduğunu belirten hükümler bulunması hâlinde, bu hükümler Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yazılmamış sayılır.” denilmek suretiyle ticaret şirketlerinin hak ehliyeti tanımlanmıştır.
Bu itibarla; 6102 sayılı Kanunun 589’uncu maddesine göre, şirket sözleşmesinde yapılan her değişikliğin tescil ve ilan edilmesi ve bu değişikliğe ilişkin hususların Vergi Daireleri İşlem Yönergesinin ilgili maddeleri gereğince sicil formları doldurularak bilgi girişinin yapılması gerekmekle birlikte 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6103 sayılı Kanunun ticaret şirketlerinin hak ehliyetine ilişkin hükmünün uygulanması açısından Sanayi ve Ticaret Bakanlığından bilgi alınması gerekmektedir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.
ÖNERİLEN DİĞER İÇERİKLER
Vergi mükellefi olmayan gerçek kişilerden ikinci el cep telefonu alımlarında KDV, tevkifat uygulaması
Kaynak: GİB Özelge
Yasal Uyarı: Bu içerikte yer alan bilgi, görsel, tablolar, açıklama, yorum, analiz ve bir bütün olarak içeriğin tamamı sadece genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Kişi veya kuruma özel profesyonel bir bilgilendirme ve yönlendirmede bulunma amacı güdülmemiştir. Konu ile benzerlik gösterse de her işletmenin kendi özel şartları nedeniyle farklı durumları olabilir. Bu nedenle, bu yazıda belirtilen içerikte yola çıkarak işletmenizi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamaya geçmeden önce, uzmanına danışmanız menfaatiniz gereğidir. Muhasebenews veya ilişkili olduğu kişi veya kurumlardan hiç biri, bu belgede yer alan bilgi, tablo, görsel, görüş ve diğer türdeki tüm içeriklerin özel veya resmi, gerçek veya tüzel kişi, kurum ve organizasyonlar tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir.
