26 Ağustos 2026 , Çarşamba
Muhasebe Haberleri

Sigorta Kapsamındaki Yurtdışı Alacakların Tahsil Edilememesi Durumunda Vergisel Durum

Giriş Uluslararası ticaret yapan firmaların en büyük risklerinden biri, yurt dışındaki alıcıların borçlarını ödememesi ihtimalidir. Bu tür riskleri azaltmak için ihracat bedelleri çoğunlukla sigorta kapsamına alınmakta, ancak bazı durumlarda sigorta şirketleri tarafından tahsil edilemeyen kısımlar ortaya çıkabilmektedir. Bu noktada, söz konusu alacakların şüpheli alacak veya değersiz alacak kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği büyük önem taşımaktadır. Şüpheli Alacak Karşılığı Uygulaması 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 323. maddesi, ticari kazançla ilişkili alacakların şüpheli sayılabilmesi için belirli şartlar aramaktadır: Alacağın dava veya icra safhasında bulunması, Yapılan protestoya veya yazılı ihtara rağmen ödenmemesi, Küçük tutarlı (2025 yılı için 20.000 TL’yi aşmayan) alacakların tahsil edilememesi. Bu şartları taşımayan alacaklar için şüpheli alacak karşılığı ayrılması mümkün değildir. Özellikle sigorta şirketine temlik edilen alacaklar, artık firmanın alacağı olmaktan çıktığı için temlik eden açısından şüpheli alacak karşılığı ayrılamaz. Değersiz Alacakların Vergisel Niteliği Vergi Usul Kanunu’nun 322. maddesi, tahsili imkânsız hale gelen alacakları “değersiz alacak” olarak tanımlamaktadır. Kazai bir hüküm (mahkeme kararı) veya Kanaat verici vesika (borçlunun iflası, gaiplik kararı, icra dosyasının sonuçsuz kapanması vb.) ile desteklenmiş alacaklar, değersiz alacak sayılır. Bu durumda, alacağın değersiz hale geldiği yılın hesaplarına zarar olarak yazılması gerekmektedir. Sigorta Temlikine İlişkin Vergisel Sonuç İhracat bedellerinin sigorta şirketine temlik edilmesi halinde, artık alacağın tahsili hakkı sigorta şirketine geçtiğinden, firmanın doğrudan şüpheli alacak karşılığı ayırması mümkün değildir. Ancak, sigorta kapsamında ödenmeyen tutarların değersiz alacak kapsamında dikkate alınması mümkündür. Bunun için, alacağın tahsiline imkân kalmadığını kanıtlayan objektif belgelerin mevcut olması şarttır. Sonuç Sigorta şirketine temlik edilen alacak için şüpheli alacak karşılığı ayrılamaz. Tahsil edilemeyen kısımlar, mahkeme kararı veya resmi belgeler ile desteklenirse değersiz alacak sayılarak ilgili yılda gider yazılabilir. Sonradan tahsil edilen tutarlar ise kar/zarar hesabına gelir olarak kaydedilmelidir. Bu düzenlemeler, firmaların muhasebe kayıtlarında şeffaflığı sağlamakta ve vergisel açıdan olası ihtilafların önüne geçmektedir. Soru-Cevap Bölümü 1. Şüpheli alacak nedir?Şüpheli alacak, dava veya icra safhasında olan ya da ihtar çekilmesine rağmen ödenmeyen belirli alacaklardır. 2. Değersiz alacak ne anlama gelir?Tahsilinin imkânsızlığı kesinleşmiş ve resmi belgelerle ispatlanmış alacaklardır. 3. Sigorta şirketine temlik edilen alacak için şüpheli alacak karşılığı ayrılabilir mi?Hayır, temlik edilen alacaklar için şüpheli alacak karşılığı ayrılması mümkün değildir. 4. İhracat bedeli sigorta şirketince ödenmezse ne yapılır?Bu durumda, ödenmeyen tutar ancak değersiz alacak kriterlerini karşılıyorsa gider yazılabilir. 5. Hangi belgeler kanaat verici vesika sayılır?İflas kararı, gaiplik kararı, icra dosyasının kapanması, konkordato anlaşması gibi belgeler kanaat verici vesika kabul edilir. 6. Değersiz alacak hangi yılın hesaplarına yazılmalıdır?Alacağın değersiz hale geldiği yılın hesaplarına zarar olarak yazılmalıdır. 7. Daha sonra tahsil edilen alacaklar nasıl kaydedilir?Tahsil edildiği yılın kar/zarar hesabına gelir olarak kaydedilmelidir. 8. Şüpheli alacak ile değersiz alacak arasındaki fark nedir?Şüpheli alacak tahsil edilme ihtimali belirsiz olandır, değersiz alacak ise tahsili imkânsız hale gelmiş olandır. 9. Küçük alacakların şüpheli alacak sayılması için hangi tutar sınırı vardır?2025 yılı için 20.000 TL’yi aşmayan alacaklar şüpheli alacak kapsamında değerlendirilebilir. 10. İhracatçı firmalar için bu düzenleme neden önemlidir?Çünkü tahsil edilemeyen yurtdışı alacakların vergisel açıdan doğru sınıflandırılması, mali tabloların doğruluğunu ve vergi risklerinin azaltılmasını sağlar. ÖRNEK ÖZELGE T.C.  GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığı Gelir Kanunları Grup Müdürlüğü    Sayı:27192137-105[323-2020/547]-14935506.12.2022Konu:Sigorta kapsamındaki yurtdışı alacağının sigorta şirketince tahsil edilememesi durumunda şüpheli alacak karşılığı ayrılıp ayrılamayacağı hk.      İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eklerinin incelenmesinden; birçok ülkeye ihracat yapan şirketiniz tarafından yapılan ihracatların bir kısmını … A.Ş.’ye “Kısa Vadeli Alacak Sigortası” kapsamında sigorta ettirdiğiniz, sigorta kapsamında yurt dışına yapılan satışlardan tahsil edilemeyen alacaklarınızı …A.Ş.’ye  temlikname ile temlik ederek bedelini …A.Ş.’ye rücu ettiğiniz, sözleşmenize göre …A.Ş.’nin sigorta kapsamındaki tutarın % 90’a isabet eden kısmını en kısa sürede ödeyeceği, kalan % 10’luk bedelin yurt dışındaki karşı firmadan tahsil edilmesi durumunda bu bedelden tahsilat için yapılan harcamalar (dava açma, avukatlık, mahkeme masrafları vb.) düşüldükten sonra firmanıza iade edileceği belirtilerek, …A.Ş.’nin bugüne kadar hiç tahsil edemediği veya tahsil edilip edilemeyeceği belirsiz olan % 10’luk tutar için şüpheli ticari alacak karşılığı ayrılarak gider kaydedilmesinin mümkün olup olmadığı hususunda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmaktadır. 1) 213 sayılı Vergi Usul Kanununun, 7338 sayılı Kanunla değişik, 323 üncü maddesinde, “Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla 1. Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar; 2. Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan (7338 sayılı kanunun 35 inci maddesiyle değişen ibare; Yürürlük: 26.10.2021) ve 3.000 Türk lirasını (534 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2022’den itibaren 4.000 TL) aşmayan alacaklar; şüpheli alacak sayılır. Yukarıda yazılı şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabilir. Bu karşılığın hangi alacaklara ait olduğu karşılık hesabında gösterilir. Teminatlı alacaklarda bu karşılık teminattan geri kalan miktara inhisar eder. Şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarları tahsil edildikleri dönemde kar zarar hesabına intikal ettirilir. (7338 sayılı kanunun 35 inci maddesiyle eklenen fıkra; Yürürlük: 26.10.2021) İşletme hesabı esasında defter tutan mükellefler, yukarıdaki fıkralar kapsamında tespit edilen şüpheli alacaklarını defterlerinin gider kısmına ve bunlardan sonradan tahsil edilen miktarları ise tahsil edildikleri dönemde defterlerinin gelir kısmına, hangi alacaklara ait olduğunu gösterecek şekilde, kaydederler.“ hükümleri yer almaktadır. 213 sayılı Kanunun, 7338 sayılı Kanunla değişik, bu maddesine göre, ticari ve zirai kazancın elde edilmesi veya idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla; dava veya icra safhasında bulunan alacaklarla, dava veya icra safhasında olmayan ancak yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecedeki teminatsız küçük alacaklar [7338 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden itibaren 3.000 Türk lirasını (2022 yılı için 4.000 Türk Lirasını) aşmayan teminatsız alacaklar] şüpheli alacak sayılmakta, bu mahiyette/şartları haiz olmayan alacaklar için ise şüpheli alacak kaydına imkân bulunmamaktadır. Öte yandan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 183 üncü maddesinin birinci fıkrasında, “Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir.” hükmüne yer verilmiş olup, bu hüküm uyarınca temlik edilen alacağın, alacak talep hakkı temlik edilen firmaya geçeceğinden, Kanunun amir hükümlerine uygun şekilde temlik edilen alacak, temlik eden açısından ortadan kalkmaktadır. Buna göre, ihracat bedellerinin alıcı firma tarafından ödenmemesi riskine karşı, özel hukuk hükümleri uyarınca yapılan sözleşmeye istinaden Eximbank’a temlik edilmesinde, alacağınızdan tarafınıza ödenmeyen kısım için 213 sayılı Kanunun 323 üncü maddesi hükümleri uyarınca şüpheli ticari alacak karşılığı ayrılması mümkün bulunmamaktadır. 2) Mezkûr Kanunun “Değersiz Alacaklar” başlıklı 322 nci maddesinde, “Kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkan kalmıyan alacaklar değersiz alacaktır. Değersiz alacaklar, bu mahiyete girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybederler ve mukayyet kıymetleriyle zarara geçirilerek yok edilirler. İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin bu madde hükmüne giren değersiz alacakları, gider kaydedilmek suretiyle yok edilirler.” hükümleri yer almaktadır. Bu madde uygulamasında, bir alacağın değersiz alacak sayılabilmesi için alacağın iş ve işletme ile ilgili olması, ticari veya zirai faaliyet sonucu olarak doğmuş bulunması, kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre alacağın tahsiline olanak kalmadığının anlaşılması gerekmekte olup esas itibariyle, kaybedilmiş, tahsiline artık imkan kalmamış, değeri sıfıra inmiş alacaklar değersiz alacaklar kapsamında değerlendirilmektedir. Kazai bir hükümden anlaşılması gereken, alacağın tahsili için kanun yollarına başvurulmuş olması, icra takibinin yapılmış bulunması, bu müracaatlar ve takipler sonunda, alacağın ödenmeyeceğine hâkim tarafından hükmedilmiş olmasıdır. Kanaat verici vesika teriminden ise ödemeyi imkânsız hale getirmiş hal ve sebepler sonucu ortaya çıkmış belgelerin anlaşılması gerekmektedir. Bunun yanı sıra, alacağın tahsil güçlüğünün objektif ve inandırıcı belgelerle ortaya konması değersiz alacak uygulaması bakımından önem taşımaktadır. Aksi takdirde alacakların tahsilinin mümkün olmadığının takdiri mükellefe bırakılmış olacağından, böyle bir boşluk bırakmamak amacıyla kanun koyucu tarafından, değersiz hale geldiği ileri sürülen alacağın ciddi olarak takip edildiğine ilişkin çabaların kazai bir hüküm veya kanaat verici bir vesika ile tevsiki öngörülmüştür. Ayrıca, kanaat verici bir vesikadan ne anlaşılması gerektiği hususunda mezkûr Kanunda yeterli açıklık bulunmamakla birlikte, vergi hukuku uygulaması bakımından kanaat verici vesikalara; – Borçlunun herhangi bir mal varlığı bırakmadan ölümü veya 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 31 ve izleyen maddelerine göre mahkemelerce borçlu hakkında verilen gaiplik kararı ve mirasçıların da mirası reddettiklerine dair sulh hukuk mahkemelerince verilmiş bulunan mirası red kararı, – Borçlu aleyhine alacaklı tarafından açılan davayı borçlunun kazandığına dair mahkeme kararı, – Mahkeme huzurunda alacaktan vazgeçildiğine ilişkin olarak düzenlenmiş belgeler, – Alacaktan vazgeçildiğine dair konkordato anlaşması, – Borçlunun dolandırıcılıktan mahkûm olması ve herhangi bir mal varlığı bulunmadığını belgeleyen resmi evrak, – Borçlunun adresinin saptanamaması nedeniyle icra takibat dosyasının kaldırıldığını ve yasal süresi içerisinde yenileme talebinde de bulunulmadığını gösteren icra memurluğu yazısı, – Gerek doğuşu gerekse vazgeçilmesi bakımından belli ve inandırıcı sebepleri olmak şartıyla alacaktan vazgeçildiğini gösteren anlaşmalar, (Alacaklının tek taraflı irade beyanı ile alınmasından vazgeçilen alacakların, değersiz alacak olarak zarar kaydı mümkün değildir.) – Ticaret mahkemesince borçlu hakkında verilmiş ve ilgili masa tarafından tasfiyeye tabi tutulmuş bulunan iflas kararına ilişkin belgeler örnek olarak sayılabilir. Buna göre, ihracat bedellerinin alıcı firma tarafından ödenmemesi riskine karşı, …A.Ş. ile yaptığınız Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Genel Poliçesi kapsamında …A.Ş.’ye  temlik edilen alacağınızdan tarafınıza ödenmeyen kısmın temlik tarihi itibarıyla 213 sayılı Kanunun 322 nci maddesi uyarınca  değersiz alacak olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır. Ancak, alacağın değersiz hale geldiği yıl hesaplarına zarar olarak yazılması gerekmekte olup, ilgili olduğu yılda zarar yazılmayan alacağın sonraki yıllarda dikkate alınması mümkün değildir. Öte yandan, değersiz alacak olarak hesaplara intikal ettirilen ve zarar olarak kayıtlara alınan alacağın sonradan tahsil edilen miktarlarının tahsil edildikleri dönemde kar/zarar hesabına intikal ettirilmesi gerektiği tabiidir. Bilgi edinilmesini rica ederim. (*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir. (**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir. (***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır. DİĞER KONULARLA İLGİLİ ÖNERİLEN İÇERİKLER Mülkiyeti Şirkete Ait Olmayan Arazi Üzerindeki Yapıların Amortismanı Altın ve Gümüş Geçici Vergi Döneminde Değerlemeye Tabi Tutulacak mı? Binek Otomobillerin Amortismanı ve Defter-Beyan Sisteminde Kayıt Yöntemi Kaynak: GİB Özelge Yasal Uyarı: Bu içerikte yer alan bilgi, görsel, tablolar, açıklama, yorum, analiz ve bir bütün olarak içeriğin tamamı sadece genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Kişi veya kuruma özel profesyonel bir bilgilendirme ve yönlendirmede bulunma amacı güdülmemiştir. Konu ile benzerlik gösterse de her işletmenin kendi özel şartları nedeniyle farklı durumları olabilir. Bu nedenle, bu yazıda belirtilen içerikte yola çıkarak işletmenizi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamaya geçmeden önce, uzmanına danışmanız menfaatiniz gereğidir. Muhasebenews veya ilişkili olduğu kişi veya kurumlardan hiç biri, bu belgede yer alan bilgi, tablo, görsel, görüş ve diğer türdeki tüm içeriklerin özel veya resmi, gerçek veya tüzel kişi, kurum ve organizasyonlar tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir.